Yıllardan beri ülkeyi meşgul eden “o adam” hakkında çok şey söylendi, ama bunların en önemlisini gelişen olaylar istikametinde yeniden gündeme getirmek gerekiyor.
O adam kim? Adam kelimesi aslında bana ait bir ifade değil. Onun için “adam” kelimesinin, ilk defa CIA bağlantılı Georgetown Üniversitesi’nde yapılan
bir konferansta kullanıldığını belirtmek isterim.
“The man and his movement” (Adam ve Onun Hareketi) başlığıyla düzenlenen konferansa yığınla CIA elamanı, ABD’li diplomat ve uluslararası ilişkiler uzmanı katılmıştır.
Alan Makowsky’den George Harris’e Graham Fuller’den R. Suddarth’a kadar pek çok istihbaratçı o toplantıdaydı.
“O adamın” toplantısındaydı.
O adam yıllardan beri dinler arası diyalog çalışmalarını organize ediyor. Dünyanın her yerinden ciddi bağlantıları var.
Ama bu dinler arası diyalog sürecinde sinsice işleyen bir başka mekanizma ise, İslam’ın temel akaid kurallarının reddedildiği bir yeni din anlayışının da devreye sokulmuş olmasıydı.
Neler olmamıştı ki bu süreçte:
- “Hıristiyanlarla amentümüzün aynı olduğu yazılmıştı.
- Kur’an’ın bazı ayetlerinin bugün geçerli olmadığı söylenmişti.
- Bu bağlamda bir Müslüman kız Hıristiyan bir erkekle evlendirilmişti “bu bir devrim” diye manşet atılarak, hadisler reddedilmeye başlanmıştı.
- Ehl–i kitabın “kurtulmuş bir millet” olduğu deklare edilmişti. Müslümanlar diyalog adına kiliselere doldurulmuştu.
- İmanın şartları arasında “Hz. Muhammed’e imanın şart olmadığı” söylenmişti. Vs. vs...
Kuşkusuz bunlar İslam akaidinin asla kabul etmediği, bunlardan herhangi birini savunan kişiye İslam’ın “müşrik” dediği de aşikardı.
Ama diyalog sürecinin “O adamı” ve “onun adamları” sürekli bu konuları işlediler. Sürekli insanları Hıristiyanlığa ısındıracak sinsi propagandaları soktular.
Acaba “O adam” gizli bir kardinal miydi?
20 yıl evvel Kadir Mısıroğlu “O bir kardinaldir” derken haklı mıydı?
Peki bu gizli kardinallik de nereden çıktı diyebilirsiniz. Anlatalım:
“Şubat 1998’de Papa 2. Jean Paul Vatikan Senatosu’na (Kardinaller Koleji) 20 yeni kardinal atadı. Böylece Papa’nın ölümünden sonra yapılacak olan seçimde oy kullanma hakkına sahip olan kardinal sayısı 122’ye yükseldi.
Ancak ilginç bir şey oldu bu atamalarda.
Papa 2. Jean Paul, neredeyse 100 yıldır kullanılmayan bir “Papalık hakkını” kullandı. Vatikan terminolojisinde “İn Pectore” olarak bilinen bu uygulamaya göre Papa, 20 kardinaline ek olarak iki de “in Pectore” yani “Gizli KARDİNAL” atamıştı. Bu sözcük lügatte “KİLİSENİN BAĞRINA BASTIĞI GİZLİ EVLADI” anlamına geliyordu.
Diğer bir anlatımla “gizli kardinal” ile yıllardır Vatikan’ın gizli hizmetinde çalışan, fakat kendi ülkesinde kimliğini gizleyen başka dine mensup iki kişi şu anda Vatikan tarafından kardinal yapılmış durumdalar.
Bu kişilerin isimlerini şu an 7 kişi biliyor. Geleneğe göre Papa’nın bu şahısların kimliklerini ölümünden önce açıklaması gerekiyor, yoksa bu kişilerin “in pectore” sıfatları açıklanamadan devam edecek.
Bu kişilerden birinin Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir din adamı olduğu söyleniyor.” (A. Altındal, Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri)
Peki öbür “gizli kardinal” kim?
Bu kardinal “ o adam” mı?
Bu kardinal Türkiye’de mi?
Türkiye’de İslam’ın temel kaidelerinin altını boşaltarak, Hıristiyanlığı da makbul bir din olarak sinsice topluma enjekte eden “o adamın hareketi” bu gizli kardinal hareketi mi?
Vatikan’ın misyonun bir parçası “o adam” bir kardinalse bunu kim ortaya çıkaracak?
Ve bütün bunlardan habersiz olan Müslümanları gafletten kim uyandıracak?
Muharrem BAYRAKTAR yazısı 31-07-2004
www.yenimesaj.com.tr